Özel eğitimde akran
zorbalığı, genel eğitim ortamlarındaki zorbalıktan hem nitelik hem de yoğunluk
açısından önemli ölçüde farklıdır ve çok daha karmaşık bir yapı sergiler. Bu
karmaşık yapıyı etkili bir şekilde anlayabilmek ve mücadele edebilmek için zorbalığın
özel eğitim öğrencilerine özgü nedenlerini, ortaya çıkış biçimlerini ve en
önemlisi uygulanabilir önleme ile müdahale yöntemlerini ayrıntılı olarak bilmek
ve bu bilgiyi sürekli güncel tutmak gerekmektedir.
Özel
Eğitimde Akran Zorbalığı Nedenleri
Kendini ifade edemeyen ve
bu konuda zorluk yaşayan öğrenciler akran zorbalığına uğrama konusunda daha savunmasız
durumdadırlar. Bu öğrencilerin hem alıcı hem de ifade edici dil becerilerinin
kısıtlı olması bu durumun temel sebebidir. Özel gereksinimli öğrenciler jest,
mimik, tonlama ve ipuçları okumakta zorlanırlar, bu da onları yanlış anlaşılma
ve adeta hedef haline getirmektedir. Özellikle yardımcı cihazlar kullanan
öğrenciler (gözlük, işitme cihazı, tekerlekli sandalye) akran zorbalığına daha
çok maruz kalmaktadırlar.
Alışılmışın dışında
tepkiler, aşırı hareketlilik ve tekrarlayıcı davranışlar özel eğitimdeki
bireylerde görülen davranış farklılıklarıdır. Bu durum hem sosyal ortamlarda
hem de okul ortamlarında alay konusu olabilmektedir. Öfke kontrolü, empati
eksikliği gibi durumlarda bireyin hem zorbalığa uğramasına hem de zorba öğrenci
olmasına etken olabilmektedir. Sınıf ortamlarının küçük bir yapıya sahip olması
ve aynı bireylerin hep aynı ortamlarda bulunması özel gereksinimli bireylerin zorbalığa
uğraması durumunu artırabilmektedir.
Bireyin akademik açıdan
akranlarından geri kalması kendi başına ödevlerini ve projelerini yapamaması,
okuma-yazmada yetersiz kalması durumlarından dolayı alay konusu olabilmekte ve
arkadaş gruplarından soyutlanabilmektedir. Bu durum çocukta özgüven eksikliği
oluşturmakla birlikte kolay hedef haline getirebilmektedir.
Hiçbir çocuk zorba olarak
doğmaz. Ailesinde zorbalık içeren davranışlara ve şiddete maruz kalan bazı
bireyler tanık oldukları bu davranışları tekrarlayabilirler. Bu çocuklar evde gördükleri davranışları okul
ortamında ya da sosyal ortamlarda tekrar edebilmektedir. Öğretmenlerin görüş
alanı dışında, teneffüslerde, yemek salonlarında veya öğrenci servislerinde bu
durumları sergileyebilmektedir.
Özel
Eğitimde Zorbalığın Görülme Biçimleri
Fiziksel Zorbalık
İşitsel, görsel ya da
bedensel yetersizliği olan öğrenciler çeşitli yardımcı cihazlara (işitme
cihazı, tekerlekli sandalye, baston, ortez, gözlük vb.) ihtiyaç duyarlar. Bu
cihazların akranları tarafından zorla çekilip alınması, yere atılması,
saklanması, öğrencinin itilip kakılması, tehdit edilmesi, hor görülmesi ve alay
edilmesi doğrudan fiziksel zorbalığa yol açmakta; çocuğun hem fiziksel
güvenliğini hem de psikolojik sağlığını ciddi biçimde tehdit etmektedir.
Sosyal Zorbalık
Sosyal becerilerde
zayıflığı olan bireylerin oyunlara hiç alınmaması ya da sonradan dışlanması,
grup etkinliklerinde etkin rol verilmemesi, kasıtlı olarak yalnız bırakılması,
çocuğun yanında değil de onun duyacağı şekilde üçüncü şahıslar üzerinden “O gelirse
ben oynamam” gibi konuşarak bilinçli yalnızlaştırma çabaları sosyal zorbalığın
tipik örnekleridir. Özellikle otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde bu durum
çok sık görülmekte ve çocuğun sosyal gelişimini derinden olumsuz
etkilemektedir.
Sözel Zorbalık
Kekemelik, artikülasyon
bozukluğu, motor konuşma bozuklukları ve gelişimsel dil bozuklukları gibi
konuşma güçlüğü yaşayan öğrenciler kendini ifade etmede zorluk çekerler. Bu
öğrenciler arkadaşları tarafından sürekli alay konusu yapılmakta, konuşmaları
taklit edilmekte, “Sen yapamazsın”, “Ne dediği anlaşılmıyor”, “Konuşmayı öğren
de gel” gibi aşağılayıcı ve küçük düşürücü ifadelerle sık sık
karşılaşmaktadırlar. Bu durum, okullarda en sık rastlanan zorbalık türü olup
çocukların özgüvenlerini derinden sarsmaktadır.
Psikolojik/Duygusal Zorbalık
Duygusal açıdan daha
hassas ve kırılgan olan bu bireyler, sürekli küçümseme, dışlayıcı bakışlar,
“Sen farklısın”, “Sen buraya ait değilsin”, “Kimse seni istemiyor” gibi
incitici ifadelerle karşılaşmakta; empati kurma ya da sosyal ipuçlarını okuma
konusundaki eksiklikleri kötü niyetle kullanılarak psikolojik olarak
yıpratılmaktadır.
Davranışsal Zorbalık
Bilişsel ve sosyal açıdan
daha zayıf ya da kolay yönlendirilebilir olan bu bireyler, “Bunu yaparsan seni
aramıza alırız”, “Arkadaş olalım diye bunu yapman lazım” gibi vaatlerle
kandırılmakta; tehlikeli, utanç verici ya da yasak işler yaptırılmakta, güldürü
unsuru ya da şaklaban haline getirilmekte, bu yolla kötü alışkanlıklar (sigara,
alkol, uygunsuz davranışlar) edinmelerine sebep olunmaktadır.
Siber Zorbalık
Özel gereksinimli
öğrencilerin engellerini ya da farklılıklarını hedef alan mesajlar gönderme,
sosyal medya platformlarında alay içeren fotoğraf ve videolar paylaşma, sahte
hesaplar açarak dalga geçme, çocuğun özel görüntülerini ya da ses kayıtlarını
izinsiz yayma gibi davranışlar çocuğu siber zorbalığa maruz bırakmakta; bu
durum okul dışında da sürekli bir tehdit ve utanç kaynağı haline gelmektedir.
Özel Eğitimde Akran Zorbalığı Önleme Yöntemleri
Okul, öğretmen, aile ve
ilgili uzmanlar arasında düzenli iş birliği kurulmalı; öğrencilerin
sosyal-duygusal gelişimi sistematik olarak desteklenmeli ve iletişim
becerilerine yönelik bireysel çalışmalar aksatılmadan yürütülmelidir.
Öğrencilere duygularını
tanıma ve adlandırma, kendini güvenli ve net biçimde ifade etme, öfke kontrolü,
kişisel sınırlarını koruma, “Hayır” diyebilme ve gerektiğinde yardım isteme
becerileri yaşlarına ve gelişim seviyelerine uygun yöntemlerle kazandırılmalıdır.
Koridor, tuvalet,
yemekhane, bahçe ve servis gibi öğretmenlerin doğrudan gözetim alanı dışında
kalan bölgeler; nöbet sıklığı arttırılarak, güvenlik kamerası ve yeterli
personel desteğiyle daha sıkı ve sürekli denetlenmelidir.
Okuldaki tüm çalışanlara
(öğretmen, özel eğitim personeli, hizmetli, güvenlik görevlisi ve idari
personel) zorbalığın türleri, erken uyarı işaretleri ve doğru müdahale
yöntemleri konusunda düzenli hizmet içi eğitim verilmeli; bu konuda
farkındalıkları sürekli yüksek tutulmalıdır.
Eğitim-öğretim ortamları
ve sınıf düzenlemeleri, her öğrencinin bireysel farklılıkları ile özel
gereksinimlerini esas alarak planlanmalı; öğrenme, katılım ve sosyal etkileşimi
en üst düzeyde destekleyen esnek, kapsayıcı ve güvenli fiziksel mekanlar oluşturulmalıdır.
Sonuç
Özel eğitim öğrencileri,
iletişim güçlükleri, davranışsal farklılıklar, akademik gerilik ve ailede
öğrenilen olumsuz modeller gibi çok katmanlı nedenlerle akran zorbalığına genel
eğitim öğrencilerine kıyasla çok daha fazla ve ağır biçimde maruz kalmaktadır.
Bu zorbalık yalnızca fiziksel yaralar bırakmakla kalmaz; özgüveni, sosyal
gelişimi ve okul başarısını uzun yıllar olumsuz etkileyen derin duygusal izler
de bırakır. Ancak doğru bilgi, erken farkındalık, okul-aile-öğretmen iş
birliği, fiziksel ortamların güvenliği, tüm personelin eğitimi ve en önemlisi
öğrencilerin sosyal-duygusal becerilerinin sistematik olarak güçlendirilmesiyle
bu karmaşık sorun büyük ölçüde önlenebilir ve hatta tamamen ortadan
kaldırılabilir. Özel gereksinimli çocuklarımız güvenli, kabul edici ve
destekleyici bir okul ortamını hak etmektedir; bu ortamı yaratmak ise hepimizin
ortak sorumluluğudur.

0 Yorum:
Lütfen yorumlarınızı yazınız...